Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

30 Haziran 2020 Salı

ARAÇLARIN AMAÇLARI

Etrafımızdaki dünya sürekli değişmekte hatta o kadar hızlı değişiyor ki değişime ayak uydurmak gerçekten zor. Bu değişim ile bazı şeyleri de daha iyi anlar olduk. Paranın ve eşyaların değersizliği ve onların kurtarıcı değil araç olduğunu daha iyi anladık. Hasta olan birisi parayı tedavi amaçlı kullanır ama hastalığın tedavisi yok ise paranın kendisi anlamını yitirir. Hiç bir anlamı kalmaz. İnsanın elindeki mal bu anlamda bir işe yaramaz olur. İşte bu araçlar ve amaçlar kavramı iyi incelenmesi gereken bir konu. Neyi niçin yapıyoruz ve amacımız nedir.Bu konuda tabi ki konuşulacak çok şey var ama asıl bahsetmek istediğim araçları kullanım şeklimiz. Buna şöyle bir örnek vermek istiyorum. İlkel bir adam düşünelim bu adamın eline son model bir telefon versek ve onun ne işe yaradığını anlatmasak. O ilkel adam bu telefonu çekiç yerine koyup onunla çivi çaksa ve aletler yapsa. Elindeki bu aletler ile günlük yaşamını sürdürse o telefonu amacına uygun kullanmış olur mu? Telefon dediğimiz alet haberleşmek ve bilgi edinmek için kullandığımız bir alet iken, bunu amacının dışında kullanan birisi elbette ki o alete zarar vermiş hatta yaptığı işte ziyan etmiş olur.işte söylemek istediğim de burada devreye giriyor. Maddenin yaratılış amacı nedir neden var? Bizleri yaratan bu dünya da boş işler yapalım diye yaratmadı. Bizlerinde bir amacı var. Kur'an'da bu konuya insanların ve Cinlerin Allaha kulluk etmek için yaratıldığı anlatılır. Demek ki insanın yaratılış amacı Allaha kulluk etmek ve bunun için verilen her şey bizim bu görevi yapma araçlarımız. Araçları amaca uygun kullanmayıp bu amacın dışında kullanmak tüm bu araçları zayi etmekten başka bir şey değildir. Her ne iş yaparsak yapalım amaç allah rızası değil ise yapılan işin hiç bir hükmü kalmıyor.ve bir iş ki Allah rızasına uygun o zaman da yapılan işin kusurlu olmasıda amaca uygun olmadığı anlamına gelmiyor.İnsan bu dünyadan göçüp gidecek, geriye yaptığı ameller yani araçları nasıl kullandığının hesabını vermek kalacak. İşte o hesapta sorulacak olan her şey temelde verilen araçların amaca yönelik kullanıp kullanılmadığı. Allah hepimize yardım etsin. Çünkü zamanın önemsiz ve her yapılanın sorulduğu bir yerde hesap vermek gerçekten çok zor olacak. Allahın yardım ettikleri hariç kimse bu sıkıntıya tahammül edemez. Dilerim Allahu teala hepimize yardım eder. 

31 Aralık 2017 Pazar

İSİMLER VE ZAMAN



Bir varlığa isim verdiğimiz de isim vermemiz deki asıl gaye ona görev tanımı yapmaktır. Bir şeye isim verirken isim verdiğimiz şeye bir görev tanımı da vermiş oluruz. Örnek vermek gerekirse masa  dediğimizde, masa diye tanımladığımız şeyin bizim istediğimiz görev tanımını yapmasını isteriz. Bu görev tanımı için ona masa deriz.İsmi ona vermekle görevinin ne olduğunu kendimizce anlamış oluruz. O İsmi bir başkasına söylediğimizde, bahsettiğimiz kişi söylediğimiz ismin ne yapacağını bilir hale gelir Çünkü isim görev tanımını çağırdığından o isme ait görev bilinir. Ayrıca isimler  değişimleride anlatır. Örneğin eski masa ve yeni masa dediğimizde masanın zamanından bahsederiz zamanını belli edebilmek için isim takıları veririz  ve bu takılar da isimdir. yeni ve eski masanın zamanı ile alakadardır yani karşı tarafa bilgi aktarırken ona zamanın bilgisinide vermek isteriz Bu yüzden eski ve yeni kavramlarını kullanırız. insanlarada isim verirken, verdiğimiz isim ile işte tüm bunların tamamını kapsamış oluruz. Yani isim hem görev tanımını hem de zamanı içermektedir Ayrıca isim verilmekle ondan beklenilen görevin yapılması istenir. yani sizin isminiz Ahmet, Mehmet veyahut da herhangi bir isim ise, o ismin gereğini yaparsınız. Bu yüzden İsminizin manası ne ise o ismin manasına yönelik bazı işler yapmanız  beklenir. isminiz Savaş ise bir şeylerle savaşırsınız. Herkes bir şeylerle savaşır fakat Savaş ismi o kimseye özellikle savaşması için konulmuştur. Burada şöyle bir soru çıkabilir
''Kişiler isimlerinin manalarına yönelik mi hareket ederler? . '' Genel itibarla evet denile bilir.
Fakat kişi ismine yönelik hareket etmezse o isim ondan alınır ve ona hakettiği isim verilir. Örnek vermek gerekirse bir erkek, erkek gibi davrandığı için erkek ismini almıştır. Eğer erkek, erkek gibi davranmazsa kadın gibi davranırsa ona kadın denilemez. Çünkü bir kadın değildir. Yapı itibariyle erkek olduğundan dolayı erkek denemesi gerekir fakat davranış itibariyle kadın gibi davrandığı için ona kadın denmesi gerekliydi.Yapı itibarı ile erkek davranış itibarı ile kadın olduğu için ona başka bir isim takılır. Kısaca erkek ismini kaybeder. İsmi kaybetme durumu da verilen ismi taşıyamamasından dolayıdır. Kısaca isimler görevler için verilir ve zamanıda kapsamaktadır. Bir şeyin isminin değişmesi o şeyin görev tanımı ve zamanının da değişimi demektir. Tüm bunları anladı iseniz ,istemediğiniz bir durumla karşılaştığınızda yapmanız gereken ilk şey o durumun ismini değiştirmek olmalıdır. O duruma verdiğiniz isim bir görevi ve bir zamanı harekete geçirecektir ve o verdiğiniz ismi o verdiğiniz şey kabul ederse. istediğiniz şey gerçekleşir. çünkü bir görev tanımı verdiniz ve o görev kabul edildi.Geriye sadece gerçekleşmesi için gerekli zaman kaldı. Zamanı gelince verdiğiniz isim ortaya çıkacaktır ve istediğiniz şey gerçekleşecektir.


26 Temmuz 2015 Pazar

ZAMAN AKIŞI




Zamanın başlangıcı nedir  diye sorulan bir sorunun cevabı ne olurdu. Zaman denen şey nedir. Bir önceki yazımda sorunun kaynağının bilinmesi gerekli demiştim. Kaynağı bilinmeyen sorunlar çözümlenemez değil mi? Zamandan bahsediyor isek zamanın ne olduğunu bilmemiz gerekiyor. Zaman maddenin farklı hallerinin tespiti için verilen isimdir. Bir madde için değişim söz konusu değil ise o madde için zaman kavramı yoktur. Kısaca zaman gözlem ile ilgili bir kavram. Gözlemleyen kimse yoksa ve değişim durumu söz konusu değil ise o şey için zamandan bahsedilemez. Soruya dönecek olursak zamanın başlangıcı dediğimiz anda maddenin ilk hali anlaşılır. İlk madde ve bu ilk maddenin ilk hali nedir diye sorulan bir sorudur zamanın başlangıcı. Fakat zaman ile ilgili şöyle bir detay var. Zaman her gözlemciye göre farklı bir akıştadır. Yani maddenin değişimlerini Gözlemleyen varlıklar aynı şekilde gözlem yapamadıkları için zaman her birisi için farklı akar. Eğer gözlem hızı yavaş ise zaman hızlıdır . Gözlem hızı fazla ise zaman yavaştır. Işık ve insan örneğini bunun en belirgin örneğidir. Biz bir saniyede ancak 1 adım atabiliriz. Ama ışıktan yapılma bir varlık olsaydık. 1 saniyede dünyada 7 tur atardık. 1 saniyede bir adım atan biri ile karşılaşsaydık ona ne kadar yavaş olduğunu söylerdik. Hızımız arttığı için diğer canlıların hareketi bize çok yavaş gelecekti. Çünkü az zamanda çok gözlem yapan ışıktan canlı için zaman yavaştır. Zaman ve gözlem gözlemcinin durumunu belirtir. Bir gözlemci gözlemlediği şeyi anlatmaya başlarsa o gözlemcinin durumu ve gözlem hızı anlaşılır. Buradan da farklı anlatımlar çıkar. Ancak bulunan sonuç gözlemciye göredir. Her gözlemci için durum farklı olacaktır.aşağıdaki video sanırım konuyu özetliyor.



SORUNUN KAYNAĞI







Birçok kez farklı sorunlar ile karşılaşıyoruz hayatımızda .Bir sorunu çözmek için farklı kaynaklar ve yöntemler kullanmaya gerek duyuyoruz.Tabi bu yöntemlerde bilgimiz kadar oluyor.bilgimizin yetersiz kaldığı noktada ise 2 durum söz konusu oluyor.Birinci duruma göre olayın çözümsüz olduğunu kabul edeceğiz veya ikinci duruma göre başka çözüm yolları arayacağız.İkinci seçeneğe göre çıktığımız yolda alternatif çözüm yolları araken sorunun kaynağına inmek gerektiğini hatırlatmak istedim sadece ve sorunun ana kaynağı bilinirse yapılması gerekenler ve çözüm yolları zaten kendiliğinden oluşacaktır.Bunu bir misal ile anlatmaya çalışayım.Bir erkek ve dişi olarak iki böcek ve yeteri miktarda yiyecek koyalım.sonrada bu böceklerin zaman içinde neler yapacaklarını düşünelim.Önce böcekler yeterli yiyecek ve alan olduğundan üreyeceklerdir,ortalama bir böcek 28 adet yavru doğurur ve bu doğurma süreci 1 ay içinde olur.İkinci aya girdiğimizde elimizdeki böcek sayısı artık 30 tanedir.Bunu her aya katlayarak gidersek 5 ci aydan sonra böcekler için yeterli miktarda yer ve yeteri miktarda yiyecek kalmadığından kendi aralarında savaş ve ölüm olacaktır.3 veya 4 ayda bu türdeki kişilerle iletişim kursaydık.birbirlerinden ve yaşadıkları toplumdan şikayet ettiklerini söyleyeceklerdi,ama asıl sorun kendileri ve ya toplumları değildi.Asıl sorun yaşam alanının darlığı ve yiyecek sorunuydu.Bu sorunun kendisinden dolayı diğer sorunlar ortaya çıkmış oluyor.Buraya kadar anlattıklarımı şu sebeb den anlatıyorum.Bir sorunun kaynağı bilinmez ise o sorunun çözümü bilinemez.sorunun şuan görünen haline bakarak kaynağının görünen o şekli olduğunu düşünmek sorunun kaynağını araştırmayı engeller.Her sorun bir kaynak ile oluşur.Kaynağı bilinmeyen sorun hiç bir zaman çözüme ulaşamaz.Bunu görsel olarak da aşağıdaki videoda anlattım.


19 Şubat 2015 Perşembe

ŞABLONLAR EVRENİ

                                       

Referans alıp  algıladığımız dünyada deneyip gözlemlediğimiz şeylerden kurallar ve kanunlar çıkarmaktayız.misal olarak ateşe elimizi yaklaştırdığımızda elimizin yanması ve bunu deneyimleyen diğer insanlarında aynı tepkiyi vermesinden dolayı ateşin yakıcı olduğu görüşüne varmaktayız.yani kuralları koyarken gözlemleme yapıp 5 duyu organımızdan gelen verileri kullanarak kurallar koyuyoruz.peki bu gözlemleme ve kurallar koyma işini ne kadar düzgün yapıyoruz ? şöyle bir örnek versek konuyu daha iyi anlatabilirim sanırım.bir koyun, çobanı bir eşşeğe binerek bulunduğu yere geldiğini sonra o eşşekten inip ikinci bir eşşeğe bindiğini görse ve bu olay hergün aynı şekilde tekrar etse koyunun koyacağı kural şu olurdu ikinci eşeğin yürüyebilmesi için birinci eşşeğin durması gerekir.halbuki ikinci eşeğin yürüyebilmesi için birinci eşşeğin durması gerekmez.işte tüm bu gözlemleme ve kural koyma olayı aynı şekilde tekrar eden bir olayın bizim bakış açımızdan yorumlanmasından başka bir şey değildir.yani aslında bizler kurallar ve çıkarımlar yaparken kendi bakış açımızdan evreni ve kainatı anlamaya çalışırız.ancak evren için koyduğumuz yasalar veya kurallar bizim bakış açımızdan olduğundan dolayı tam olarak doğru olmayacaktır.

30 Kasım 2014 Pazar

KAOS TEORİSİ





Kaos teorisi aslında düzensiz gibi görünen her şeyin bir düzene bağlı olduklarını açıklamaya çalışan bir teoridir.Kısaca açıklamak gerekirse ,kaos teorisi veya kargaşa kuramı; yapısal olarak bir fizik teorisi ya da matematiksel bir tümevarım değil, fiziksel gerçeklik parçalarının bir bütün olarak eğilimini açıklamaya yarayan bir yöntemdir.
Bir sigara dumanının havada yaptığı şekiller tamamen düzensiz ve bağımsız rastlantıların ürünü olarak görülebilir. Ancak bir teorik fizikçi dumanın bu dinamiğinin aslında ortamdaki birçok parametre ve etken ile belirlendiği görüşündedir. Bu girdiler o kadar çoktur ve o kadar değişkendir ki incelemek ve net bir kanıya varmak imkânsızdır. Parametrelerin bu denli değişken olması aslında o parametrelerin de bir çıktı olmasından kaynaklanır. Dumanın hareketine neden olan hafif bir hava akımı aslında odanın başka yerindeki bir sıcaklık değişikliği ve basınç farkının neden olduğu bir harekettir. Ayrıca dumanın dinamiğini etkileyen girdiler birbirlerine bağlı olabilirler ki bu durumu tam anlamıyla içinden çıkılmaz hâle sokar. Sigara dumanı örneğine geri dönersek, hava akımının yalnızca sıcaklık değişiminden kaynaklandığını farz edelim (ki pratikte bu milyonlarca etkenden biridir). Sıcaklık değişimi ortamda basınç farkı yarattığından hava akımını etkiler. Ancak oluşan hava akımı sıcaklıkta tekrar değişimlere neden olacağından farklı girdilerle tekrar bir fonksiyon oluşturur ve bu değişim sonsuza kadar devam eder. Birçok farklı girdinin sürekli değişerek fiziksel değişimler ve farklı düzenler yaratması ve bu düzenlerin yine kendisini etkilemesi insan zekasının ve günümüzdeki gözlem ve bilimsel tahmin yeteneklerinin çok çok üstünde olmasından dolayı kaos olarak nitelendirilir. Oysa tüm bu değişimlere neden olan fiziksel yasalara ve matematiksel açıklamalara hakimiz. İşte bu noktada karşımıza düzen ve kaosun aslında birbirine ne kadar sıkı sıkıya sarılmış olduğu ortaya çıkar. Fiziksel yasalar ne kadar basit olursa olsun sonuç o kadar rastlantısal ve karmaşa doludur.
Tüm bu anlatılanlardan sonra varacağımız sonuç yaptığımız her şeyin başka bir şeyi etkilediği ve bu etkilerin birleşmesi ile evren ve kainat veya bildiğiniz her şeyi etkilediğimiz sonucudur.tabi bundan yola çıkarak tek sebeb bizim böyle davranmamız diyemeyiz ancak o yapılan işte bizimde sorumluluğumuz olduğudur.buna kelebek etkiside diye bilirsiniz.yaptığınız bir şeyin her şeyi etkilemesi ile başınıza gelen olaylar arasındaki ilişkiden bahsediyorum.örnek verirsek daha iyi anlaşılacak sanırsam konu.




bu örnek tabi ki abartı içeriyor ancak gerçeklikte içeriyor.tüm bu anlatılanlardan çıkacak sonuç ise ; kaos teorisi bize şunu anlatıyor iyilik yaparsanız iyilikle karşılanırsınız veya kötülük yaparsanız kötülük ile karşılanırsınız. bunu sadece iyilik veya kötülüğe indirgemiyorum.Yaptığınız şey her ne ise onun karşılığını alacaksınız diyorum.

28 Ekim 2014 Salı

KANSAS CİTY ALDATMACASI




Aklımıza çoğu zaman gelen fikirler ve düşünceler bizi düşünmek istediğimiz şeye değilde düşünmek istemediğimiz şeylere yönlendirir.Lazım olan düşünce veya fikir sürekli değişime uğrar aklımızda ve sonuç olarak düşündüğümüz veya araştırdığımız konu yerine kendimizi bambaşka bir konuda buluruz.Lazım olmayan bu fikir ve düşünceler yapmamız gereken işleri unutturup zamanımızı ve enerjimizi çalar.Ana fikir ve hedef üzerinde düşünmek yerine aklımıza gelen bu düşünceler istek ve amaçları bile yok edebilir.Hani küçükken kulaktan kulağa oynardık ve ilk kulaktan söylenen söz son kişide bambaşka bir şekilde çıkardı.Anlatılmak istenen ile son kişinin anladığı farklı olurdu bu oyunda ve ilk kelime ile son kelime veya cümle birbirini tutmazdı.Demek istediğim ana fikir üzerine konulan kavramlar yavaş yavaş ana fikri değiştirerek başka bir şeye dönüşmesini sağlar.Önceki örnekte verdiğim gibi kulaktan kulağa oyununda herkes bir harf veya bir kelime katarak cümleyi değiştirirse kelime son kişide başka çıkacaktır.Neden bu oyunda kelime değişti diye sorarsanız insanların kelimeyi değiştirmek istemesinden zevk aldıklarını ve bunun bir oyun olduğunu bilirsiniz.

Yönlendirme hikayeleri işte böyle başlar.Size bir düşünce veya fikir verilir ve üzerinde düşünmeniz istenir.Sonra siz o şey hakkında düşünürken yavaş yavaş diğer kavramlar anlatılır ve ana fikrin varması gereken sonuçla ,sizin bulduğunuz sonuç arasında çok büyük farklılıklar oluşur.Yönlendirme hikayelerinde size bir yön anlatılarak o yöne bakmanız istenirken ,size hikayeyi anlatan adam size zarar vermek istemektedir.Konu iyi kıssalar ve öğütlerle başlar ve siz dinlediklerinizle bir şeyler yaptığınızda iyi şeyler yaptığınızı zannedersiniz.Aslında yaptıklarınız tam anlamıyla kötülüğün kendisidir.Örnek vermek gerekirse hırsızlığın kötü olduğu hakkında hepimiz aynı şeyi düşünürüz.Size hırsızlığın kötülüğünü anlatan adam siz onu dinlediğiniz sırada sizin cebinizdeki parayı çalmaktadır.Size konuyu anlatırken sizin konuya odaklanmanız ve etrafta olan bitenden haberinizin olmamasından dolayı.Sizin bu haliniz hırsızların sizden para çalmasını kolaylaştırır.Bu anlatıklarım için hırsızlık örneği yeterli olamayacaktır.Dikkattin odaklanması ve konsantrasyon esnasında neler kaybettiğiniz aslında önemli olandır.siz bir iş için konsatre olup o işi yapmak üzere eylem yaparken.Etrafınızdaki dünya ile alakanızın kesilmesi size zarar vermek isteyen insanlara bir davetiye vermenizdir.O yüzden bir işe konsantre olmadan önce gerekli tedbirleri almanız sizin faydanızadır.aşağıdaki video sanırım bazı şeyleri açıklamaya yeterli olacaktır.